Maratonun hikayesı

Türk yüzücüler Datça’dan Sömbeki’ye doğru, Yunanlı yüzücüler de Datça’ya doğru yüzmeye devam ediyor. 

Datça Limanı’na varan Yunanlı yüzücü arkadaşlarımızı ellerinde Türk ve Yunan bayraklarını sallayan esaslı bir kalabalık karşılıyor, onlara sarılıyor ve kutluyorlar. İlk akşam kutlamalar Datça’da, ertesi akşam Sömbeki Adası’nda devam ediyor. Datça’daki akşam kutlamalarına yüzlerce ada halkı katılıyor, birlikte dans edip şarkı söylüyorlar. Ertesi gün Sömbeki’ye, hükümet düzeyinde konulmuş vize kısıtlamalarından dolayı, sadece basın, yönetici ve yüzücülerin oluşturduğu küçük bir grup gidiyor. 

Daha sonraki yıllarda yerel yüzücü sayısı, Sömbeki’ye kutlamaya giden Datça yerel halk sayısı, açık denizin ortasında yüzücülerin buluşma noktasına yerel halkı taşıyan tekne sayısı ve ekonomik işbirliği ivmesi artıyor. 

Açık deniz maraton yüzmelerinin Yunanistan’daki tarihçesi yarım asıra uzanan ulusal bir kültür ve bu bize de sirayet ediyor.

Ertesi gün Selanik’e geri dönüyoruz. Selanik’e yakın bir kıyı kasabasında 8 derecelik suda 100 m ve 1 km olmak üzere iki parkurlu bir yüzme etkinliğine katılmak için bir kaç gün bekliyoruz. Hava kış havası, kar yağıyor, sokakta kimseler yok. Biraz bedenimizi suya alıştırmak için etkinlikten önceki günler iki kere suya giriyoruz. Boş sokaklarda kolkola girip “donmak var, dönmek yok” nameleri atıyoruz. Bu vesileyle dostluğumuzu, güçlü birlikteliğimizi, paylaşımımızı, ortak gayemizi tekrar tekrar kendi aramızda kutlama fırsatı buluyoruz ve böyle ortak bir hareketin sosyal, kültürel, ekonomik getirisinin zenginliğini, birleştirici gücünü Datça’ya da taşımak istiyoruz.

2007 yılının Ocak ayında Necati Abi yerel organizasyonu, Kubilay ve ben de uluslararası organizasyonu üstlendiğimiz ilk Datça Kış Yüzme etkinliğini düzenliyoruz. Datça’dan da katılımcılarla küçük sayılabilecek bir grup yüzücü 14 derece suda Datça’nın açıklarındaki Fener Adası’na yüzüp geliyor. 

ANLI ATAÖV anlatımıyla:

2005 yılının Ocak ayında ilk defa Necati Abi ve bu yüzmeler aracılığı ile 2004 yılında tanıştığım ve 2007 senesinde evlendiğim eşim Kubilay Demirkan ile Yunanistan’ın Kefelonya Adası ve Selanik’e kış yüzme etkinliklerine gidiyoruz.

Necati Sağır ile İstanbul’da buluşuyoruz. Oradan 24 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Atina’da bizi arkadaşlarımız karşılıyor ve önce araba, sonra feribot ile Atina’ya varış gününün akşamı Kefelonya Adası’na varıyoruz. Neredeyse toplam iki günlük süren seyahatten sonra nefis bir doğanın ortasında, sıcak bir dostluk ortamında kendimizi buluyoruz. Büyük, kapsamlı ve katılımcısı çok olan bir organizasyon. 2003’de nasıl 18 km’yi yüzmenin ne olabileceğini bilmeden atmışsak kendimizi suya, bu sefer de 11 derece suda 5 km yüzmenin ne demek olabileceğini, neye giriştiğimizin çok farkında olmadan atlıyoruz suya.