Maratonun Öyküsü

DATÇA'NIN BARIŞA KATKI HİKAYESİ
Anlı Ataöv 
Şubat 2014

2000'lerin başında, ressam Muzaffer Akyol Datça yarımadasının güney kıyısını Burgaz-Eski Knidos'u neredeyse içine düşercesine kucaklayan, Sömbeki Adası'nı tüm detayları ile gören bir apart otel odasında atölye çalışmalarını sürdürüyor. Yazları biraraya geldiğimiz yemeklerde, Akyol'un resimlerinde Datça'yı Sömbeki'ye bağlayan 'ip' imgesine bakarak, Datça'da mimarlık yapan Necati Sağır ile adaya yüzme hayalleri kuruyoruz....

 

2003 yılı Ağustosu'nun son haftalarında, Necati Sağır beni arıyor ve 1 Eylül Barış Günü onunla adaya yüzüp yüzmeyeceğimi soruyor. Hemen heyecanla kabul ediyorum. O dönemin Datça Belediye Başkanı Erol Karakullukçu ve Sömbeki Belediye Başkanı Lefteris Papakalodukas Türk-Yunan Dostluğunu kutlamak üzere ilk defa karşılıklı bir diyaloğa giriyorlar ve iki kıyının biririne bağlanmasını simgeleyen bu yüzme etkinliğini ve onu takip eden müzik, folklor ve yemekten oluşan " 1 Eylul Barış Günü Festivali"ni düzenliyorlar.

 

1 Eylül 2003 günü deniz sanki bir göl, tek bir dalga bile yok, açık deniz ise müthiş bir sonsuzluk hissi veriyor. Zeynep Davaz arkadaşımızı da alıp Datça Limanı'ndan yüzmeye başlıyoruz. Bu sırada Sömbeki Limanı'ndan da Yunanlı yüzücüler başlıyor yüzmeye. Datça ile Sömbeki limanları arasındaki 18 km'lik mesafenin ortasına geldiğimizde Sömbeki'den gelen kalabalık bir açık deniz maraton yüzme ekibi ile ilk buluşma gercekleşiyor. Alışık olmadığımız bir ortamda, yeni tanışıklığın verdiği şaşkınlıkla denizin ortasında ilk "Barış Çemberi"ni oluşturup, bizler Sömbeki'ye doğru, Yunanlı yüzücüler de Datça'ya doğru yüzmeye devam ediyor. Adaya vardığımızda bizi küçük bir kalabalık alkışlarla karşılıyor. Sonradan öğreniyoruz ki, 'Türkler bize birsey yapar mı?' endişesi ile Datça Limanı'na varan Yunanlı yüzücü arkadaşlarımızı ellerinde Türk ve Yunan bayraklarını sallayan esaslı bir kalabalık karşılıyor, onlara sarılıyor ve kutluyor. İlk akşam kutlamalar Datça'da, ertesi akşam Sömbeki Adası'nda oluyor. Datça'daki akşam kutlamalarına yüzlerce ada halkı katılıyor, birlikte dans edip şarkı söylüyoruz. Ertesi gün Sömbeki'ye, hükümet düzeyinde konulmuş vize kısıtlamalarından dolayı, sadece basın, yönetici ve yüzücülerin oluşturduğu küçük bir grup gidiyor. Gelecek seneyi iple çekmemize vesile olan, iki günlük bir birliktelik, paylaşım, mutluluk ve sevinç alanı kalbimizde, belleğimizde köklü ve kalıcı bir ortak anı yaratıyor.

 

Daha sonraki yıllarda giderek yerel yüzücü sayısı, Sömbeki'ye kutlamaya giden Datça yerel halkınmdan ziyaretçi sayısı, açık denizin ortasında yüzücülerin buluşma noktasına yerel halkı taşıyan tekne sayısı ve ekonomik işbirliği daha da artıyor. Buluşma yeri sanki bir şölen alanı. Bizler bir yıl hasret kaldığımız arkadaşlarımıza kavuşuyoruz, yeni arkadaşları neşeyle kucaklıyoruz. Yunanlı yüzücü arkadaşlarımızla o kadar iyi dost oluyoruz ki, bizi Yunanistan'da tüm sene boyunca devam eden açık deniz etkinliklerine çağırıyorlar. Sonradan öğrendiğimize göre açık deniz maraton yüzmesinin Yunanistan'daki tarihçesi yarım asıra uzanan ulusal bir kültürmüş.

 

2005 yılının Ocak ayında ilk defa Necati Abi ve bu yüzmeler aracılığı ile 2004 yılında tanıştığım ve 2007 senesinde evlendiğim eşim Kubilay Demirkan ile Yunanistan'ın Kefelonya Adası ve Selanik'e kış yüzme etkinliklerine gidiyoruz. Necati Sağır ile İstanbul'da buluşuyoruz. Oradan 24 saatlik bir otobüs yolculuğundan sonra Atina'da bizi arkadaşlarımız karşılıyor ve önce araba, sonra feribot ile Atina'ya varış gününün akşamı Kefelonya Adası'na varıyoruz. Neredeyse toplam iki günlük süren seyahatten sonra nefis bir doğanın ortasında, sıcak bir dostluk ortamında kendimizi buluyoruz. Büyük, kapsamlı ve katılımcısı çok olan bir organizasyon. 2003'de nasıl 18 km'yi yüzmenin ne olabileceğini bilmeden atmışsak kendimizi suya, bu sefer de 11 derece suda 5 km yüzmenin ne demek olabileceğini, neye giriştiğimizin çok farkında olmadan atlıyoruz suya. Üçümüzün havluları küçük bir çantada, elbiselerimiz limanın kıyısında bir yerlerde kalıyor. Diğer yüzücülerin her biri eşyalarını büyük çantalarda ve çöp torbalarında saklıyor. Suya girmeden önce iyice vazelinleniyorlar soğuktan korunmak için. Biz, deneyimsiz olduğumuz için, bütün bunlardan habersiz ve dolayısıyla hazırlıksız buluyoruz kendimizi. Ben suya girdikten yarım saat sonra hipotermi sınırlarında yüzmeyi bırakmak zorunda kalıyorum. Hemen hastaneye götürüyorlar. Orada kendime geldikten sonra limana, yarışın başladığı meydana geri dönüyorum, yakın bir yerlerdeki kafe'de sıcak çikolata içip iyice kendime geliyorum. Bitiş zamanına yaklaşıldığını kafe'dekilerden öğreniyorum. Dışarı çıktığımda görüyorum ki doluya kaçan güçlü bir yağmur indirmiş. Hemen limana koşuyorum. Denizde en son kalan iki yüzücünün Necati Abi ve Kubilay olduğunu, Kubilay'ın 500 m kala sudan çıktığını, Necati Abi'nin liman girişinde ona destek olmak için kendini takip teknesinden soğuk sulara atan Yunanlı bayan koçu eşliğinde parkuru tamamladığını öğreniyorum. Onları yağmurdan ıslanmış giysileri ile ambulansta yakalıyorum. Onlar da, benim gibi aşırı titreme geçiriyorlar ve hastanede bir süre geçirmek durumunda kalıyorlar. Böylece etkinliğe katılanlar arasında hastanelik olan sadece bizler oluyoruz, ama büyük kazanımlarla Selanik'e geri dönüyoruz. Selanik'e yakın bir kıyı kasabasında 8 derecelik suda 100 m ve 1 km olmak üzere iki parkurlu bir yüzme etkinliğine katılmak için bir kaç gün bekliyoruz. Hava kış havası, kar yağıyor, sokakta kimseler yok. Biraz bedenimizi suya alıştırmak için etkinlikten önceki günler iki kere suya giriyoruz. Boş sokaklarda kolkola girip "donmak var, dönmek yok" nameleri atıyoruz. Bu vesileyle dostluğumuzu, güçlü birlikteliğimizi, paylaşımımızı, ortak gayemizi tekrar tekrar kendi aramızda kutlama fırsatı buluyoruz.

 

Tüm seyahat boyunca muazzam bir ağırlama ve dostluk ile karşılaşıyoruz. Etkinliklere Yunanistan'ın farklı yerlerinden yüzücüler akın akın gelirken, her yaştan bir çok yerel yüzücü de bu etkinliklerde yerlerini alıyor. Sporcusu, yerel yöneticisi, sivil toplum kurucusu, esnafı ve yerel halkı ile sahiplenilmiş bu oluşumlardan çok etkileniyoruz. Yılda belki birkaç gün gördüğümüz, bazen ortak konuşma dilimiz olmayan kişilerle derin dostluklar kuruyoruz. Böyle ortak bir hareketin sosyal, kültürel, ekonomik getirisinin zenginliğini, birleştirici gücünü Datça'ya da taşımak istiyoruz.

 

2007 yılının Ocak ayında Necati Abi yerel organizasyonu, Kubilay ve ben de uluslararası organizasyonu üstlendiğimiz ilk Datça Kış Yüzme etkinliğini düzenliyoruz. Datça'dan da katılımcılarla küçük sayılabilecek bir grup yüzücü 14 derece suda Datça'nın açıklarındaki Fener Adası'na yüzüp geliyor. Her bir yüzücüyü bir balıkçı teknesi takip ediyor. Işıklı güneşli parlak bir gün. İlk defa düzenlenen bu etkinlikte Yunanlı dostlarımızı dört gün ağarlayabiliyoruz. Bizim onlarla, onların bizlerle ve yerel halk ile paylaşımları çok daha yoğun oluyor. Bir sonraki sene 2008'de çok daha büyük bir grup olarak geliyorlar, ayrıca seyahatlerini Türkiye'nin başka yörelerini de ziyaret edebilecek şekilde organize ediyorlar. Onları ağırlayabildiğimiz şehirlerde konaklamalarını sağlıyoruz, evlerimizde davetler veriyoruz. Ayrıca, kültür, sanat ve spor etkinlikleri aracılığı ile kültürlerarası diyaloğun gelişmesi amacıyla kurduğumuz BİVAK (Birlikte Var Olmak) Derneği'nden kalabalık bir grup ile katılıyoruz etkinliğe. Dernek ayrıca t-shirt'ler bastırarak ve katılan yüzücülere hediyeler alarak destek oluyor etkinliğe. Yine dernek kurucu üyelerinden viyola sanatçısı Tuba Özkan ve keman sanatçısı Ellen Jewett samimi bir kutlama gecesinde nefis bir klasik muzik resitali ile tadlandırıyor etkinliği.  Yıllarca yazıları ve doyumsuz sohbetleri ile hem Datça'nın tanıtılmasına hem de Türk-Yunan dostluğuna katkı sağlamış Nihat Akkaraca misafirlerimizi Datça yarımadasında bizzat gezdiriyor ve adaya ait özgün yerel hikayeleri paylaşıyor. Datça'da muazzam bir dostluk ve şenlik havası esiyor. Esnafı, sporcusu, yerel yöneticisi, yerel halkı bir şekilde dört günlük kutlamanın bir parçası oluyor. Nihat Abi'nin kısa bir süre sonra aramızdan hiç beklenmedik şekilde ayrılması hem biz de hem de Yunanlı dostlarda derin üzüntüye neden oluyor.

 

Son yıllarda Datça kış yüzme etkinliği, çevre, dostluk, barış temalı konu, kişi veya olaylara dikkat çekme adına yapılıyor. 'Denizlerdeki Bio-çeşitliliğin Korunması', 'Ege Denizi'nde İnsan Kaçakçılığı ve Mülteci Sorunları' gibi konular adına düzenleniyor. 2012 yılındaki etkinlik o yıl aramızdan ayrılan Türk-Yunan dostluğuna sporcu kişiliği ile en fazla emeği geçmiş olanlardan Lefter Küçükandonyanis anısına düzenleniyor.

 

2009'dan itibaren daha fazla yüzücü ve yerelde sahiplenen aktörlerle Datça Kış Yüzme etkinliği her gecen yıl daha da büyüyerek bu sene sekizinci kez düzenleniyor. Bu seneki kış yüzmesi yaz aylarında ülkemizin kanayan yarası orman yangınlarına dikkat çekmek için düzenleniyor. Bu vesileyle Datça Kış Yüzme Organizasyon Komitesi Emecik Köyü'ndeki yeniden ağaçlandırma sahasına Datça Orman İşletmesi ile birlikte bu sene maratona katiıacak her bir yüzücü adına bir fidan dikecek. Levent Özbek tarafindan koordine edilen tamamiyle gönüllülerden oluşan ve sivil bir inisiyatif olarak bir araya gelen organizasyon komitesi, Kaymakamlık, Belediye, esnaf ve yerel halkın biraraya gelmesi ile oluşan, sürdürülebilir bir yapının geliştiğini iddia etmek yanlış olmaz. Katılımcı ve hoşgörülü bir örgütlenme anlayışı ve toplumsal iç ve dış barışını sağlamış bir kültür ile bu etkinlik düzenleniyor. Son senelerde katılımcı sayısı 200'leri geçti. Türkiye'de kısa sürede olağanüstü bir ilgi topladı, toplamaya devam ediyor. Bu sene 15 Şubat'ta yapılacak. Şimdiden 130 üzerinde yüzücü kaydını yaptırdı.

 

Barışçıl toplumu yaratmak şüphesiz bir 'heroik' davranışla elde edilmiyor. Küçük barışçıl adımların birikimi ile gerçekleşiyor. Bu anlamda, Datça kendi adına barışa katkı adımlarını on seneden fazla bir süredir yayılarak ve genişleyerek atmakta. Bu örnek oluşuma küçük büyük katkısı olan herkesi, özellikle yerelde bunu sahiplenen sivil halkı alkışlamak gerek. Türkiye'de ve dünyada barışa katkı sağlayan örnek bir toplumsal demokratikleşme süreci.

 

Datça 2. Barış Yüzme Festivali'nden bazı görüntüler. 

 

 

 

 

Daha sonraki yıllarda yapılan 1 Eylül Barış Yüzme Etkinliği'nden bazı görüntüler

 

 

 

Kefalonia Adası Kış Yüzme Etkinliği 2006.

 

 

Selanik Kış Yüzme Etkinliği 2006

 

2. Datça Kış Yüzme Etkinliği 2008

 

iletisim Bilgilerimiz

  • Tel : +90 252 712 41 01
  • Faks : +90 252 712 42 45
  • Adres : İskele Mah. Halil Aşkın Cad No:1/C Datça/ MUĞLA

Mail List

 Mail listimize katılın